9 Ocak 2017 Pazartesi

Minimalist Yaşam Tarzı

Blog sayfamda kozmetik ürünleri ve onlarla ilgili yorumlarımı paylaşmaya o kadar alışmışım ki böyle farklı bir konuya başlarken kendimi biraz garip hissettim. Aslında hissettiğim şey gariplikten ziyade endişe. Blog sayfamda yayınladığım yazılarda yazıya başlamadan önce genelde bir plan : Değinmeyi düşündüğüm konuların listesi , yazılacakların ne sırada olacağı gibi düzenlemeleri aklımda oluşturmuş olurum. Bu yazımda düzenleme namına en ufak bir şey yapmadım daha doğrusu yapamadım çünkü hakkında yazdığım konuya hakim değilim , minimalist yaşam konusunda henüz çok yeniyim ve işin doğrusu bu yazıyı tamamlayabilecek miyim ondan bile emin değilim. '' Ozan, konu hakkında yetersizsin ve konuya daha nereden başlayacağını bile bilmiyorsun peki, neden böyle bir konu hakkında yazmaya karar verdin '' diye sorabilirsiniz . Bunun nedeni son iki aydır minimalist yaşam tarzını benimsemeye başlamış ve kendimi harika hissediyor olmam . İşin komik yanıysa takip ettiğim iki youtuber dan ( Jenny Mustard , Rachel Aust ) öğrendiklerim dışında minimalizm ile ilgili pek bir şey bilmiyorum , ancak dediğim gibi minimalist yaşam tarzıyla ilgili son iki aydır öğrendiklerimi günlük yaşantıma uyarlamaya başladıkça giderek daha mutlu ve huzurlu bir insan haline geldiğimi fark ettim ve bu hislerin paylaşılmaya değer olduğunu düşünüyorum :)


(Şu gülüşün saflığına , içtenliğine bakın ve gözleri nasılda güzel parlıyor. Resmen gece yarısında tek başına süzülen bir ateş böceği gibi. Çevresindeki tüm o karanlığa aldırış etmeksizin inadına , mücadele edercesine parıldıyor. )

İki ay öncesindeki hayatıma minik bir dönüş yapalım. Hayatımda bir şeylerin yanlış gittiğinin uzun bir süredir farkındaydım ancak tam olarak yanlış gidenin ne olduğunu ya da bu gidişata nasıl son vereceğime dair en ufak bir fikrim yoktu. Üstelik bu anlayamadığım şeylerden dolayı birde canım sıkılıyordu ve kendimi üzgün hissediyordum . Öyle ki sanki hayattaki her şey üstüme geliyor , giriştiğim her iş ters gidiyordu . Haha görende zavallı Ozan nelerle uğraşmış falan der :) Şimdi dönüp bakınca o zaman kafa yorduğum konuların gerçek problemlere göre ne kadar önemsiz ve anlamsız olduğunun farkına varıyorum. En büyük problemim neydi ki ? Üniversiteyi yarım dönem uzatmış olmam , hukukun hangi dalında uzmanlaşmak istediğime bir türlü karar verememem , beğendiğim ayakkabının bana uyan numarasını bir türlü bulamamam , daha sağlıklı bir beslenme düzenini bir türlü tutturamıyor olmam , spora daha fazla zaman ayıramıyor oluşum , kişisel bakımla ilgili Adana'da güzel bir merkez arayıp durmam ama bir türlü bulamamam gibi sözde sorunlarım vardı. Tanrım yazdıklarımı okurken resmen kendime üzülüyorum bir yandan da gülüyorum nasıl böyle şeyleri kendime sorun olarak belleyip de üstüne kendimi sözde sorunlarımla üzüp , bunaltmışım . Sanki ufak bir baloncuk içinde büyütülmüş gibi hissediyorum kendimi. Gerçek sorunlardan ve dünyadan o kadar uzak kalmışım ki artık bunların anlamını bile unutmuşum. Unutmamış olsam şu yukarıdaki bahsettiğim şeylere sorun diyemez kendimi böyle saçma konularla üzmezdim. Bu arada şu an yazı resmen bir iç dökme seansına döndü buralardan nasıl minimalizme geleceğim gerçekten bilmiyorum hatta bu yazıyı okuyan olacak mı acaba ? O kadar bunaltıcı ve her yerde bir yazı oldu ki sıkılıp okumaktan vazgeçtiyseniz sizi suçlayamam :) Her neyse bir gün youtube da dolaşırken şöyle bir belgesele ( Tık Tık ) rastladım. Normalde bu tip belgeseller pek ilgimi çekmez ; genellikle vahşi yaşamı , ilginç kültürleri konu alan belgeselleri izlemeyi severim ama ne olduysa o gün bu belgeseli baştan sona kadar gözümü kırpmadan izledim.  Belgeseli kapadıktan sonra orada yer alan çocuklarla empati ve sempati kurdum bunun sonucundaysa resmen kanım dondu. Bırakın son dönemlerde sorun olarak bellediğim şeyleri, hayatım boyunca aslında hiçbir gerçek sorunla karşı karşıya kalmadığımı fark ettim : Hayatım boyunca bir kez olsun aç kalmadım , hiçbir zaman para sıkıntısı çekmedim , beni seven ve benim için her şeyi feda etmeye hazır iki ebeveyn tarafından büyütüldüm , hayatım boyunca evsiz kalmadım hatta kendimi bildim bileli hep kendime özel bir odam oldu, hiçbir sağlık problemim yok , üniversiteyi bitirmeme daha birkaç ay var ve benim iyi bir hukuk bürosunda staja başlamam için planlar yapan hukukçular var. Peki bunları hak etmek için ben ne yaptım ? Neredeyse hiçbir şey sadece doğru yerde doğru zamanda doğdum. Buna rağmen Hindistan'daki çocuklar o rezalet ortamlarda gözleri ışıldayarak gülerken , o yokluğun içinde kendilerini mutlu edecek şeyler bulurken, bense bu kadar imkanın içinde mutsuz olabiliyorum ya ... Gerçekten şu an geçmişe dönüp baktığımda inanamıyorum. Nasıl olmuşta kendimi dış dünyaya bu kadar kapatmışım nasıl aklımı bu kadar kayda değmez şeyle doldurup kendimi üzmüşüm.  Her neyse sahip olduğum sözde sorunların aslında hiçbir şey olmadıklarını anladıktan ve bunları aklımdan ayıkladıktan sonra hayatıma bir çeki düzen verme kararı aldım. İlk olarak düzensiz beslenme ve spor alışkanlıklarımdan kurtuldum . Şimdi her sabah uyanır uyanmaz sporumu yapıyorum ve bir gün önceden sonraki gün yiyeceğim şeylerin ve öğünlerin planlarını yapıyorum. Hayatımda değiştirmek istediğim bir diğer konuysa çevremin sürekli dağınık olmasıydı. Aslında baya düzenli bir insanımdır hatta odamdaki şeylerin simetrik olmasına bile dikkat ettiğim olur. Üstelik düzensizlikten rahatsızlık duyan bir insanım da  ama tüm bunlara rağmen anlayamadığım bir şekilde sürekli olarak dağılıp duruyordu odam , bir türlü odamı ve gardırobumu düzene sokamıyordum. Odamı topladıktan sonra odamın düzenli kalma süresi ancak birkaç saat sürüyordu sonrasında yine karman çorman oluyordu . İşte tam çevremi nasıl düzene sokarım diye düşünürken minimalist yaşam tarzıyla tanıştım. Yanılmıyorsam Jenny Mustard'ın ev turuydu ilk kez minimalizm yaşam tarzına dair bir şey görmüştüm ve buna tek kelimeyle bayılmıştım. Evi o kadar sade yaşantısı o kadar huzurlu görünüyordu ki beni evlatlık edinmesi için hemen bir DM attım ( şaka şaka o kadar da değil :) ama cidden çok etkilenmiştim hem yaşam tarzından hem de düşüncelerinden . Herhalde aynı günün içinde yirmiye yakın videosunu daha izleyip '' Tamam , artık bende minimalist olmak istiyorum '' diyerek minimalizm yolculuğuma başlamıştım. Bu yaşam tarzına başladıktan sonra hayatımda değişen şeylerse başka bir yazının konusu olacak çünkü bu paylaşım uzadıkça uzuyor ve konular resmen her yerde :) 

Eğer buraya kadar okuduysanız gerçekten size teşekkür ediyorum. Kendimin bile yazarken , bazı yerlerde yazdığım şeylere anlam vermekte güçlük çektiğim bir yazı oldu ama siz sıkılıp , bıkmadan okudunuz. Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar kendinize çok ama çok iyi bakın ve kendinizi mutsuz hissediyor ya da hayatınızda bazı şeylerin olumsuz gittiğini , bunların sizi üzdüğünü düşünüyorsanız lütfen yıkarıda linkini verdiğim belgeseli izleyin.

5 yorum:

  1. Teşekkürüne Rica ederim ile başlamak isterim Ozan İkincisi sıkılmadım okurken çünkü içsel yolculuğunu okuduğumu hissettim. Hangi aşamalarda olduğunu zamanla sen daha iyi çözümleyeceksin. Bende geçen sene başladım :) Temmuz ayında sanırım Dolaplarımda sığmayacak onca yük ve eşya varken ne yapıyorum diyerek yavaş yavaş başladım. Kendime mesela kumbara yaptım :) Bak sana,da tavsiye ederim. Gülme çok eğlenceli ve şevk edici oluyor. Ben ilk kıyafetlerle başladım mesela Süreç içersinde yeri geldi evimde kullandığım objelerimi bile verdim :) Şuanda amacım 2017 yazına kadar tüm kışlık sezonumu elimden çıkarmak bol bol giyinmek ve yıpratmak :) Evden bu zamana kadar 5 üzerinde poşet kıyafet çıkarmışımdır.Poşetleri küçük olarak alğılama sakın :) Uzar gider bak bende ne çok yazdım Benim ki ise Sloganım Dur Alma :) İzleyeceğim belgeseli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kumbara yapma fikri gerçekten eğlenceli geliyor kulağa, deneyeceğim bunu. Bende ilk olarak gardıroptan başlamıştım arındırmaya, giymediğim şeyleri çıkarınca küçük bir tepecik oluşmuştu odamın ortasında :)

      Sil
    2. İnanırım çünkü benimde öyle oldu veriyorum veriyorum bitmiyor Eşyalar 5 lira 10 lira derken uzar gider Yıpratana kadar giyinmek hedefim sonra elimden çıkarmak Kumbara olayını dene deli gibi hırs yapıyorum arada :)))))

      Sil
  2. Merhaba Ozan Sağlık Blogu olarak öncelikle Hukuk Fakültesinde okuyup bir yandan da blogunla ilgilenmen çok güzel birşey tebrik ederim. Yazınıda keyifle okudum. Devamı gelir diye düşünüyorum. Başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.

      Kesinlikle devamı gelecek zira yazmayı ve bu yazdıklarımı sizlerle paylaşmaktan büyük keyif alıyorum.

      Sil